Derin bir orman tahayyülünde ilerlerken yolumda, bazen çıtırtılar ilişirdi kulağıma. Sessizliğin sesi oluverir, uyandırırdı beni derin uykumdan. Herkesi kucaklama isteği ile dolardı ruhum. Velakin insanlardan yüz çevirir, faklı bir arayış içerisinde bulurdum benliğimi. Kendimi bildiğim vakitlerden bugüne, kitaplar ile sarındım. Kimi zaman bir maceracının arkadaşı kimi zaman bir aşığın maşuğu. İlinti kuramadığım şu dünya gezegenine, belirsiz adımlarım ile iz bırakmak istedim belki de.

Okudukça kendimi kurtaramadığım dipsiz kuyulara âşık oldum. Böyle küçük nüanslara sahip bendeniz, Cansu Karagöz. Okuduğumu, yazdığımı ve düşündüğümü, sen ile harmanlayarak içinde,  belki de unuttuğun noktalara değinmek istiyorum. Bunu karşılıklı sohbet ederek değil, bazen mısralarımda bazen de cümlelerimde sana yer vererek gerçekleştirmek dileğindeyim. Henüz gençliğim başımda duman ama temennilerim sapasağlam. İki kelam bırakırsam dünyaya, ne mutlu bana. Diyarbakır’ın bozkırlarından, Balıkesir’in rüzgarına değin uzun bir hikayem var. “Benimle misin?” demeyeceğim. Bir vakit sonra seninleyim. Esintilerimden haberdar olmak istersen, bir yürek ötendeyim...